10 Aralık 2021 - 30 Mayıs 2022

Sanat

HATAY’DA SANAT TARİHİ

 

Hatay Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Bölgenin tarihi elde edilen arkeolojik kazılardan elde edilen verilerle Antakya yöresinde Yontma Taş Devri ortalarına ait bazı kalıntılar bulunmuş, yapılan Arkeolojik araştırmalarda Amik Ovası’nda yoğun yerleşim dokusunu yansıtan 300 kadar höyük/yerleşim tespit edilmiştir. Ovadaki yerleşimlerin tarihi Paleolotik dönemlere kadar uzanmaktadır. Bölgede yapılan araştırmalarda Amik Ovası’nda tarıma dayalı neolitik ve kalkolitik yerleşimlerin yoğunlaştığı ve tunç çağlarından itibaren kentsel yerleşim düzeyinde yerleşim örgütlenmesinin başladığı görülmektedir. Bölgede Cüdeyde, Hamam Vadisi, Çatalhöyük, Atçana, Tainat gibi höyüklerde değişik zamanlarda yapılan kazı ve araştırmalarda elde edilen buluntular Hatay yöresinin neolitik, kalkolitik dönemlerde ve Tunç Çağı’nda yaygın ve hareketli bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir.Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye giden ve doğudan gelen anayolların kavşak noktasında bulunan Antakya, tarihi boyunca kıtalar ve bölgeler arası ticarette önemli rol oynamış, yolcu ve hacı kervanları için bir konaklama yeri ve çeşitli bölgelerden gelen insanlar için bir kültür alışverişi merkezi olmuştur. İskenderun ise tarihi boyunca Mezopotamya‘nın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun ithalat ve ihracat limanı olarak hizmet vermiştir. Antakya, Helenistik Dönem ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde dünyanın sayılı uygarlık merkezlerinden biri olarak ün yapmıştır. Osmanlı Devleti döneminde de bir ticaret ve kültür merkezi görevi yapan Antakya bu dönemini günümüze kadar gelişerek sürdürmüştür.

Tarihi boyunca çeşitli inançlara sahip pek çok millete ev sahipliği yapan Hatay bölgesinde çok sayıda şair, bilim adamı ve sanatçı yetişmiş, zaman içinde zengin bir kültür birikimi meydana gelmiştir. Bu birikimin izlerini, etkilerini bugün de tarihi yapılarda, müzelerde eser olarak, toplum yaşayışında sanat, basın-yayın etkinlikleri ya da adet, gelenek, görenekler halinde görmek mümkündür. Ayrıca tarihi boyunca çeşitli dinlerin, inançların bir arada yaşadığı Hatay bu özelliğini bugün de korumakta, İslam, Hıristiyanlık ve Musevi inançları iç içe yaşamakta, cami, kilise ve havra yan yana varlıklarını ve fonksiyonlarını sürdürmektedir. Toplumun sahip olduğu ortak kültür nedeniyle inanç farklılıkları Hatay’da hiçbir zaman problem olmamış, bu farklılıklar kültürel yapının bir zenginliği olarak kabul edilmiştir.Kente hayranlık duyan İmparatorların, gezginlerin dilinde “Doğunun Kraliçesi” diye bilinen Antakya, tarihte bütün uygarlıklar için önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Asi nehri kenarında, Amanos ve Habib-i Neccar Dağları’nın ortasında yer alan kentte, Anadolu’da kurulmuş bütün medeniyetlerin izlerine rastlanır. MÖ.4. binden günümüze kadar sayısız uygarlıkların, kültürlerin, inançların izlerini taşıyan Antakya, tarihi zenginliğiyle görenlerin hayran kalacağı önemli kentlerin başında gelir. Kentte bulunan tarihi eserler, bu uygarlıkların izlerini gözler önüne serer. Geçtiğimiz yüzyılda yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucunda gün yüzüne çıkarılan sayısız eser, tarihin bir özeti niteliğindedir. Hatay Arkeoloji Müzesi’nde daha çok MS 2. ve 5. Yüzyılların arasında yapılmış Roma ve Bizans yapılarından çıkarılan mozaikler sergilenmektedir. Müzenin geniş salonlarında sergilenen mozaikler daha çok Roma sanatının klasik dönemi olarak bilinen 2. Ve 3. Yüzyıllar arasında, Antoninus ve Severius dönemlerinde yapılmış figürlü mozaiklerdir. Müzede sergilenen mozaikler, sayılarının çokluğu, kalitesi ve büyüklüğü açısından dünyadaki tarihi eserler arasında çok önemli ve değerli bir yer teşkil etmektedir.

Hatay’da geçmişte yaygın olan el sanatları teknolojik gelişmeler sonucunda terk edilmiş ya da unutulmuş, günümüzde çoğu sanatların uygulayıcıları kalmamıştır. Hâlen taş işçiliği, tarihi ve mitolojik konulu eserlerin ve heykellerin taklitlerinin üretimi, ipek dokumacılığı, ağaç oymacılığı, camcılık, sikkecilik, sap ve hasırdan tepsi ve tabak vb. malzeme üretimi ve defne yağı kullanılarak yapılan defne (gar) sabunu yapımı yaşayan başlıca el sanatlarındandır. El sanatları sanayi öncesi toplumların en başta gelen tarım dışı faaliyeti olarak, pek çok alandaki ihtiyacı karşılamaya yönelik olduğundan çok geniş bir alanı kaplamaktadır. El sanatları kullanılan malzemenin türüne  ve bu malzeme işlenirken kullanılan tekniğe göre çeşitlenmektedir. Bu çeşitlilik içinde, belli ihtiyaçları karşılamak üzere uzmanlaşıp toplumsal hayatta yer edinenler kendi kurumlarını oluşturarak geleneksel hale gelmişlerdir. Ahşap işlerinden iplik işlerine, hasır işlerinden sabun işlerine kadar geniş bir yelpazeye sahip olan Hatay, el sanatları bakımından zengin bir geçmişe sahiptir. Hatay’da geçmişten günümüze yaygın olarak yapılmakta ve halen devam etmektedir.