Tıbbi Bitkiler2018-09-28T09:38:23+00:00

TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER

Bitkiler dünyası bize sınırsız renkler ve biçimler zenginliği sunar. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan oksijeni, besinleri sağlar. Bitkilerle ve doğru seçilmiş besinlerle bedenimizdeki bozulmuş dengeleri düzelterek daha sağlıklı olmak da mümkündür. Zaten hastalıklarımızın nedeni de bedeni oluşturan organlar arası ahengin bozulması ve enerjinin bloke edilerek akışının engellenmesidir. Yani bitkiler ve insanlar arasında, insanlık tarihi kadar eski olan, çok yakın bir ilişki vardır.

‘’Doğaya dönüş’’ teması ile yola çıkılarak, sentetik ürünlerden ziyade ve insanlar güvenlik umuduyla doğal ürünlere yönelmiştir. Bu da tıbbi ve aromatik bitkilerin önemini arttırmıştır.

Hastalıkların tedavisinde işlenmemiş ya da işlenerek bir veya daha fazla bitkinin çeşitli kısımlarından veya onların etkili (etkin) maddelerinden elde edilen tıbbi amaçla kullanılan bitkisel preparatlara tıbbi bitki denir. Tıbbi bir bitkinin bitkisel ilaç olarak kullanılan, bitkilerin çoğunlukla kurutulmuş, bazen taze, bütün, parçalanmış veya kesilmiş bitkileri veya bitki parçalarına (biyoaktif madde veya maddeler)  taşıyan parçasına drog denir. Droglar, ilaç yapılmasında kullanılan doğal organik, inorganik veya sentetik kökenli, tedavi edici dozlar içinde toksik olmayan etkin madde veya maddelerdir.

Tıbbi ve aromatik bitkiler ilk çağlardan itibaren yüzyılları aşan deneyimlerle özellikle insan sağlığı, ilaç sanayi ve gıda sanayinde, doğrudan veya işlenmiş olarak kullanımı nedeniyle günümüzde önemi giderek artan tarım ürünleri arasında yer almaktadır. Geniş kullanım alanı olan bu bitkilerden elde edilen ürünler her çağda önemini korumuş, ticaretin en önemli mallarından biri olmuştur. Üretim alanlarından pazarlara karadan ve denizden kurulan ticaret yollarının başlıca ürünleri arasına girmiştir. Ülkemiz topraklarından geçen uzak doğudan Avrupa’ya uzanan İpekyolu’ da bu yollardan biridir.

Sanayileşme ve sanayileşmenin yaygınlaşması ile birlikte bu bitkiler doğal üretim yöntemleri yanında kültüre alınma döneminden sonra yaygın şekilde üretilmeye ve işlenmeye başlamıştır. Sanayi ve teknolojideki 19. Yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkan yeni buluşlara paralel sentetik kökenli ilaç ve aromatik ürünlerin geliştirilmesinin ardından tıbbi ve aromatik ürünlerin yerine bu ürünler kullanılmaya başlanmıştır. Ancak geçen zaman içinde sağlık ve çevre konusunda yaşanan olumsuzluklar insanları yeniden bitkisel kökenli tıbbi ve aromatik bitkilere yöneltmiştir.

İnsanlık tarihi boyunca birçok hastalık (seker hastalığı, sarılık, nefes darlığı vb.) bitkiler kullanılarak tedavi edilmeye çalışılmış ve çalışılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünyada yaklaşık 4 milyar insanın sağlık sorunlarını ilk etapta bitkisel droglarla gidermeye çalıştıklarını bildirmektedir (dünya nüfusunun % 80’i). Ayrıca, gelişmiş ülkelerde reçeteli ilaçların yaklaşık % 25’ini bitkisel kökenli etken maddeler (vimbilastin, rezerpin, kinin, aspirin vb.) oluşturmaktadır. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra, tıbbi ve aromatik bitkilerin yeni kullanım alanlarının bulunması, doğal ürünlere olan talebin artması; bu bitkilerin kullanım hacmini her geçen gün arttırmaktadır. Günümüzde tıbbi bitkiler piyasasının yıllık yaklaşık 60 milyar dolarlık bir rakama sahip olduğu tahmin edilmektedir.

Dünyada 20.000’den fazla tıbbi ve aromatik bitkinin bulunduğu açıklanmaktadır. Bunlardan 4.000’in yaygın şekilde kullanıldığı,2.000’inde ticaretinin yapıldığı belirtilmektedir. Avrupa kıtasında yetişen 12 bin bitki türünün 11 bin 500’ü ülkemizde yetişmektedir. Dünya’daki bitkilerin yaklaşık %6’sı ülkemizde bulunmaktadır. Ülkemizdeki üretim bölgeleri başta Ege Bölgesi olmak üzere Marmara, Akdeniz, Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri’dir. Bu bölgelerde önemli kısmı dağlardan toplanmakla birlikte üretilen bitkilerde bulunmaktadır.

Türkiye 36°-42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır. Buna bağlı olarak; Türkiye dört mevsimin belirgin olarak yaşandığı ılıman kuşakta yer alır. Zengin doğal bitki türleriyle Türkiye dünyanın en önemli ülkelerinden biridir ve 11.000 bitki türüyle ılıman kuşaktaki en zengin floraya sahip ülkesidir. Bu türlerin yaklaşık %30’u Türkiye için endemiktir ve bunların yaklaşık 1/3’ü aromatik bitkilerden oluşmaktadır.

Günümüz dünyasında olduğu gibi ülkemizde de tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda toplumsal farkındalık artmaya başlamıştır. Coğrafi yapısı nedeniyle yeryüzünde floristik zenginlik açısından önemli bir yere sahip olan Türkiye, tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından da dünyanın en önemli ülkelerinden birisidir. Ayrıca Anadolu topraklarımız birçok bitkinin gen merkezi ve bazı endemik türlerin de anavatanını oluşturur.

Türkiye’de tıbbi ve aromatik bitkilerin bir kısmının tarımı yapılmakta, bir kısmı da dünyanın birçok yerinde olduğu gibi doğadan toplama yoluyla temin edilmektedir. Türkiye’nin ihraç ettiği tıbbi ve aromatik bitkiler içerisinde kimyon, anason, kekik, çemen, haşhaş, rezene, nane ve kişnişin ülkemizde tarımı yapılırken, defne, mahlep, ıhlamur çiçeği, adaçayı, biberiye, meyan kökü ve ardıç kabukları doğadan toplanmaktadır.

Gerek Türkiye ve gerekse Hatay hem endemik hem de çeşitlilik ve üretim potansiyeli bakımından oldukça yüksek bir tarımsal potansiyele sahiptir.

HATAY’IN BİTKİ POTANSİYELİ ve TIBBİ AROMATİK BİTKİLERİN ROLÜ

Yüzyıllardır pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay’ın doğası insan kaynaklı çok tahribata maruz kalmış olmasına karşın, tüm bu olumsuzluklara direnmiş ve bu doğal güzellikler günümüze kadar gelebilmiştir. Dünyanın her yerinde nüfus artışına bağlı olarak insanların doğal kaynaklara olan talebi her geçen gün artmıştır. Bu nedenle doğal yaşam alanlarımızın ve biyolojik çeşitliliğimizin korunması yaşamsal önem taşımaktadır.

Hatay, Batı ile Doğu Kültürünün kesiştiği, toplumların kültür alışverişinde bulunduğu bir coğrafyada yer almaktadır. Coğrafi konumu dolayısıyla önemli bir ticaret ve transit geçiş yolu olan Hatay, İskenderun Limanı’yla da Anadolu’nun ticari yaşamına büyük katkı sağlamaktadır.

Coğrafik bir alanın bitki örtüsünün zenginliği ile yeryüzü şekillerinin, toprak yapısının ve ikliminin sıkı bir ilişkisi vardır. Hatay, yüzölçümü 5.403 km2 olup il topraklarının yaklaşık % 46’sını dağlar,% 34’ünü ovalar ve % 21’ini platolar oluşturur. Hatay ve çevresi yoğun tektonizmaya maruz kaldığından yeryüzü şekilleri açısından çeşitlilik gösterir. En önemli dağlık alan, Amik ovasının içinde yer aldığı graben alanı ile Akdeniz arasında adeta bir set gibi yükselen Amanos Dağları’dır. Amanoslar, Akdeniz Bölgesi’nin doğu ucunda, kuzey-güney yönünde 175 km uzanan bir dağ silsilesidir. Akdeniz kıyısından 2268 m’ye kadar yükselir. Amanosların il içindeki en yüksek noktasını Hassa’nın batısındaki Mığır Tepe (2240 m) oluşturur.

Hatay ilinde Akdeniz iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak ve kurak; kışlar ılık ve yağışlı geçer. Senede ancak bir kaç gün kar yağar. Sıcaklık, -6,3°C ile +43°C arasında seyreder. Dağların yüksek noktalarında sıcaklık, ovalara nazaran daha düşüktür. Senelik yağış miktarı 877-1174 mm’dir.

Hatay’ın doğal bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturur. Mersin, defne, kısa meşe, kermes, sakız, keçiboynuzu, yabani zeytin, zakkum, alıç, çitlembik, akçameşe, pırnal yörede en çok rastlanan maki türleridir. İlde doğal örtüyü oluşturan ormanlar, Amanos Dağlarında 1200 m’ye kadar ardıç gibi ibreli ağaçlarla, meşe, kayın, kızılcık, kavak, çınar ve tespih gibi yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. 1200 m’nin üzerinde ibreli ağaçlardan kızılçam, karaçam, sedir ve yer yer ardıçlardan oluşan geniş orman alanları vardır. Keldağ’da ise yaklaşık 900 m’ye kadar, maki türü ağaçlardan mersin ve defneler çok yaygındır. Bu yükselti basamağının üzerinde, bazı ibreli ağaçlarla meşe ve kayın gibi yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar başlar. Keldağ doğal bitki örtüsü açısından Amanos Dağları kadar zengin değildir.

Hatay ili farklı iklim ve ekolojik koşullara sahip olması, doğadan toplanan ve kültürü yapılan tıbbi aromatik bitkiler açısından zengin florası ile büyük bir ekonomik potansiyele sahiptir. Hatay ili sınırları içerisinde kalan, başta Amanos dağları olmak üzere birçok dağ, plato ve vadi alanlarını içerisine alan bölge, Tıbbi Aromatik Bitkiler yönünden en zengin yöreler içerisinde yer almaktadır.

Hatay ili oldukça zengin bir flora ve vejetasyona sahiptir. Hatay sınırları içinde 250’nin üzerinde endemik, 2400’den fazla bitki taksonu yayılış göstermektedir. Dünyada sadece Hatay’ a özgü 180 bitki türü bilim dünyasında yerini almıştır. Hatay florasında yer alan bitkilerden 550 tanesi tıbbi aromatik bitki özelliği taşımaktadır. Ticareti yapılan bitki türlerinin hemen hemen hepsinin doğadan toplanarak pazarlaması yapılmaktadır. Hatay, verimli toprakları ve uygun iklim şartları ile ticareti yapılan ürünlerin kültüre alınması ile ticareti yapılan ürünlerin kültüre alınması ülke ticaretinde ilk sırada yükselecek potansiyele sahiptir. Tıbbi ve aromatik bitkilerin mevcut durumunu korumak ve artan pazarda yer almasını sağlamak için piyasanın istediği ürünleri istediği miktar ve kalitede sunmak önem arz etmektedir. Ancak tıbbi ve aromatik bitki üretimini doğadan toplayarak karşılamamız mümkün olmadığından, Hatay’ın verimli toprakları ve uygun iklim şartlarında bu ticari türlerin kültürünün yapılması gerekmektedir. Böylece saf, kaliteli istenen standartlara uygun, piyasada rekabet edebilecek bitkisel materyal elde edilecektir.

HATAY İLİNDE KÜLTÜREL OLARAK YETİŞTİRİCİLİĞİ YAPILAN BİTKİLER

Kekik-Thymus (Altınözü, Yayladağı)

Sumak-Cotinuscoriaria(Altınözü)

Şeker otu-Stevia (Antakya)

Dereotu-Anethumgraveolens (Arsuz, İskenderun, Merkez, Yayladağı, Samandağı)

Defne-Laurusnobilis (Defne, Merkez, Samandağı )

Nane-Menthapiperita (Defne, Hassa)

Yabanmersini- Vacciniummyrtillus ( Defne)

Sorgum- Sorghum (sudan otu melezi) (Kırıkhan)

Sudan otu-Sorghumsudangrass(Merkez)

Kimyon-Cuminumcyminum (Reyhanlı)

HATAY İLİNDE DOĞADAN TOPLANAN BİTKİLER

Kekik- Thymus (Antakya, Arsuz, Belen, Dörtyol, İskenderun, Reyhanlı, Samandağı)

Sumak- Cotinuscoriaria(Antakya, Belen, Yayladağı)

Defne- Laurusnobilis (Arsuz, Dörtyol, Samandağ, Yayladağı)

Karabaş Karabaşotu-Lavandulastoechas ( Antakya, İskenderun)

Mersin-Myrtus (Antakya)

Adaçayı-Salvia (Belen, İskenderun, Yayladağı)

Mavi Kantaron-Centaureacyanus ( Dörtyol, İskenderun, Yayladağı )

Sarı Kantaron-Hypericumperforatum

Biberiye- Rosmarinusofficinalis ( Dörtyol, İskenderun )

Isırgan-Urticadioica(İskenderun, Yayladağı)

Ebegümeci-Malvavulgaris(İskenderun)

Hatmi-Althaeaofficinalisİskenderun, Yayladağı)

Meyan-Glycyrrhizaglabra (Kumlu, Reyhanlı)

Peri yavşanı- Veronicabeccabunga( Reyhanlı)

Kapari-Capparisspinosa (Reyhanlı)

Çakşır-Ferulacommunis (Yayladağı)

Murt-Myrtuscommunis (Yayladağı)

Papatya- Matricariachamomilla(Yayladağı)

Meşe palamudu-Quercus ithaburensis ( Yayladağı)

HATAY İLİNDEN İHRACATI YAPILAN TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER

Defne yaprağı-Laurusnobilis

Mahlep-Prunus mahaleb

Sumak-Rhuscoriaria

Meyan kökü-Glycyrrhizaglabra

Anason-Pimpinellaanisum

Kimyon-Cuminumcyminum

Asma yaprağı-Vitisvinifera

Kekik-Thymus

Nane-Menthapiperita

HATAY İLİNDE EKONOMİK DEĞERE SAHİP KÜLTÜRE ALINABİLECEK/YETİŞTİRİLEBİLECEK BİTKİ TÜRLERİ

Silybummarianum: Meryem ana dikeni

Calendulaarvensis: Aynı sefa

Salviaaramensis: Çalba Adaçayı

Rosmarinusofficinalis: Biberiye

Hypericumperforatum: Kantaron

FerulahermonisBoiss: Çakşır

Urticadioica: Iısrgan

Lavandulastoechas: Karabaş otu

Valerianadioscoridis: Kediotu

Ruscusaculeatus: Tavşan memesi

Melissaofficinalis: Temre Otu Melissa

Micromeriafruticosa: Taş Nanesi

Thymus sp.: Zahter ( kekik ) türleri

Rhuscoriaria: Sumak

Ceratoniasiliqua:Keçi boynuzu

Crocussativus: Safran

Ricinuscommunis: Hintyağı

Glycyrrhizaglabra: Meyan kökü

Tiliaargenta: Ihlamur

HATAY TIBBİ VE AROMATİK MÜZESİ

Sağlık ve botanik turizmine olan ilginin artmasıyla bitkilerin turistik önemi de her geçen gün artmaktadır. Bitkilerin korunma kullanma dengesi içerisinde bilinçli bir şekilde kullanılması ve turistlerin hizmetine sunulması son derece önemlidir. Bu kapsamda araştırmaya konu olan Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi Türkiye’de alanında ilk ve tek müze olma özelliğine sahiptir. Bu araştırma ile müzenin Hatay turizmine ve doğal çevrenin korunmasına etkilerinin tespiti amaçlanmaktadır. Çalışma ile müzenin kuruluş yerinin seçimi, amacı, hedefleri ile bitkilerin tedariki, kullanış şekilleri, hazırlanış biçimleri, sunum şekilleri ve yönetim ve organizasyon yapısı irdelemektedir. Araştırma yöntemi olarak gözlem ve mülakat yöntemi birlikte kullanılmıştır. Gözlemler müze içerisinde gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış mülakat yöntemi kullanılmıştır. Mülakatlar müze ile doğrudan ve dolaylı ilgilisi olan kurum, kuruluş yetkilileri ile yapılmıştır. Alanında ilk ve tek olması nedeniyle müzenin önemli bir turizm arzı oluşturduğu, yönetim-organizasyon yapısı ve tanıtım-pazarlama çalışmalarının yetersiz olduğu, doğal çevrenin (tıbbi ve aromatik bitkilerin) korunmasına yönelik sürdürülebilir bir gelişim modelinin oluşturulmadığı araştırma sonuçlarıyla ortaya konulmuştur.

Çevre duyarlığı ve doğayı koruma bilinci kavramlarının önemi giderek artmaktadır. İnsan sağlığı açısından olumlu etkileri olan doğal ürünlere olan talebin artışı doğaya olan ilgiyi de artırmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkilere olan ilginin artması, sağlık turizmi, botanik turizmi, gastronomi turizmi, bitki gözlemleme, foto safari gibi turizm faaliyetlerinin gelişmesine neden olmaktadır. Bu durum bitkilerin önemini ve insanların bitkilere ulaşma isteğini de doğrudan artırmaktadır. Bu ihtiyaçların giderilebilmesi için insanların doğal alanlarda günlerce ve sınırsızca dolaşmasına, doğal çevre üzerinde aşırı baskıların oluşmasına neden olmaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik etkenler, çevre ve sosyo-kültürel değerlerin korunmasından daha önceliklidir. Bu durum yerelde doğal çevrenin korunmasını ikinci planda bırakmaktadır. Sonuç olarak tam olarak bir turizm hareketi gerçekleştirilmediği gibi kaynak değerlerin turizmden olumsuz yönde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu bağlamda araştırma konusu olan tıbbi ve aromatik bitkiler müzesi insanların doğada zor ulaşabilecekleri bitkileri görme imkanı sunmaktadır. Bilinçsiz bir şekilde doğal çevrenin tahrip edilmesine ve bitkilerin rastgele kullanımını engelleyebilme potansiyeli bulunmaktadır. Bu nedenle bu tür müzeler bir taraftan önemli bir ihtiyaca cevap verirken diğer taraftan bir turizm cazibesinin oluşmasını sağlamaktadır. Araştırmaya konu olan, Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi Türkiye’de alanında ilk ve tek müze olma özelliğine sahiptir. Tarihi Antakya evinin restorasyonu yapılarak 2013 yılında hizmete açılmıştır. Müzenin başarısı ve sürdürülebilirliği model oluşturması açısından son derece önemlidir. Bu bağlamda bu araştırma gelecekte farklı turistik varış noktalarında benzer müzelerin kurulması kararının alınmasında ve yönetiminde önemli katkılarının olacağı ön görülmektedir.

Endemik, kelime anlamı olarak Yunanca “endemos” kelimesinden gelmekle birlikte sınırlı yayılışa sahip bitki gruplarını ifade etmektedir. Türkiye’de 12000’ e yakın  bitkitaksonu bulunmaktadır ve bu bitkilerin %34 endemizm oranıyla yaklaşık 3000 tanesi endemik bitki olma özelliğiyle dünyada önemli bir yere sahiptir. Bütün Avrupa’nın toplamından fazla olan endemik bitki sayısının en önemli sebebi Türkiye’nin coğrafi konumu neticesinde iklim ve toprak özellikleri bakımından farklılıklar gösteren üç önemli fitocoğrafik bölgeyi içinde barındırması gibi nedenlerdir. Sahip olunan yüksek bitki çeşitlilik düzeyi, bir taraftan önemli imkânlar sunarken, beraberinde büyük sorumluluklar da yüklemektedir. Bunun neticesinde, bir takım tehditler altında bulunan bitki zenginliğinin korunması, devamlılığın sağlanması ve bu zenginliğin ekonomik çıkarlara dönüştürülmesi hususunda Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi’nin önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu bağlamda insanlık tarihi açısından önemli olan bitkilerin sürdürülebilirliğinin sağlanmasında bu tarz müzelerin olumlu etkilerinin olacağı söylenebilir.

Turizm endüstrisi çevreyi olumlu veya olumsuz olarak etkilediği gibi, çevresinde yaşanan gelişmelerden de olumlu veya olumsuz yönde hızlı bir şekilde etkilenmektedir (Karaman vd. , 2016, s.2). Günümüzde her geçen gün turizm faaliyetlerine katılanların sayısı artmakta ve özellikle turizm endüstrisinin çevreye vermiş olduğu olumsuzluklar insanları harekete geçmesine neden olmuştur. Sürdürülebilirlik kavramı 1970’li yıllardan itibaren küresel boyutlarda ele alınması gereken bir kavram haline gelmiştir. 5 Haziran 1972 tarihinde 113 ülkenin katılımıyla oluşan Stockholm konferansında toplumların neden olduğu doğal çevreyi dikkate almayan ekonomik kalkınma modellerinin ekolojik dengeyi bozmaya başladığı resmi olarak vurgulanmıştır (Çavuş ve Tanrısevdi, 2000, s.151). Sürdürülebilirlik kavramı, herhangi bir sistemin çalışmasını veya işleyişine zarar vermeden veya bozmadan aşırı kullanımla tüketmeden veya ana kaynaklarına aşırı yüklenmeden sürdürülmesi olarak ifade edilmektedir (Karaman, 1996, s.102). Turizmde sürdürülebilirlik ise, turizm endüstrisine kaynak oluşturan bölgesel ya da doğal değerlerin korunarak geliştirilmesi ve çekiciliğin devamlılığının sağlanması söz konusudur (Çubuk, 1996, s.20).

MATERYAL VE YÖNTEM

Bu çalışmada Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi ele alınarak, kuruluş yeri, amacı, müzenin tasarımı, işleyiş biçimi, organizasyon yapısı, hedefleri ve etkinliğini bitkilerin kullanış şekilleri, hazırlanış biçimleri, sunum şekilleri ve tedarik yöntemi gibi konular hakkında veri toplanmaktadır. Araştırma yöntemi olarak mülakat ve katılımcı gözlem yöntemi kullanılmıştır. Katılımcı gözlem yöntemi uygulamasında müzede ki görevlilere bilgi verilmeksizin turist grupları ile müze gezilerek gözlemler yapılmış ve notlar alınmıştır. Daha sonra ise müzenin teras bölümünden gözlemler yapılmıştır. Gözlemler kayıt altına alınarak bulgular oluşturulmuştur. Mülakatlarda yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler sırasında önceden hazırlanan sorulara cevap aranırken, görüşme yapılan kişinin araştırma ile alakalı sorular dışındaki anlatımlarına olanak sağlanmıştır. Bu sayede önceden ön görülemeyen mülakat sorularında yer verilmeyen konular hakkında da veri toplanmıştır. Araştırma aracı olarak not alma tekniği kullanılmıştır. Mülakatlarda araştırma evreni olarak evreni olarak müze ile doğrudan ve dolaylı olarak ilişkisi bulunan Hatay İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi yetkilileri ve çalışanları Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü yetkilileri, Hatay’da faaliyet gösteren aktarlar ve baharat satışı yapan işletme sahipleri ve/veya yöneticileri olarak belirlenmiştir. Araştırma evreni kontrol edilebilir büyüklükte olduğu için tüm evren araştırmaya dâhil edilmiştir.

BULGULAR

Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi bölgede yetişen bitkilerden tespit edilen tıbbi ve aromatik bitkilerin sergilenmesi amacıyla Hatay Valiliği Hatay İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından 2013 yılında ziyarete açılmıştır. Dünyanın İlk ışıklandırılan caddesi olan tarihi Kurtuluş Caddesinde restorasyonu yapılan 19. yüzyıl 2 katlı, avlulu bir Antakya evi müze olarak hizmete açılmıştır. Antakya kentsel sit alanı içinde yer alan yapı, tescilli kültür varlıkları listesinde kayıtlıdır. 2010 yılında Hatay Valiliği İl Özel İdaresi tarafından satın alınmıştır. Orijinal yapısı korunarak gerekli rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmaları yapılarak yeniden hayata döndürülmüştür. Hatay’ın tarihi birikimi ile doğal zenginliklerini birlikte değerlendirmek ve kültür turizminde yeni bir boyut kazanmak amacıyla restore edilen bu bina, müze konseptine uygun olarak bazı birimlerde işlevsel tadilatlar yapılarak Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi olarak hizmete sunulmuştur.

Resim.1. T.C. Hatay Valiliği, 2016

Yapı bu haliyle 4 ana birimden oluşmaktadır. Üst katlar ve teras 280 ayrı bitki türünün fotoğraf olarak sergilenmekte ve isimleri ve tıbbi ve aromatik kullanımları hakkında bilgiler sunulmaktadır.

Resim.2. T.C. Hatay Valiliği, 2016

Alt katlarda bulunan 5 oda da ise Hatay’a özgü Tıbbi ve Aromatik Bitkilerden elde edilen kullanıma hazır nihai ürünlerin sergilenmektedir. Yapının teras kısmının altında kalan bölümünde ise ziyaretçilere sunmak amacıyla Hatay’a özgü bitki çaylarının, şerbetlerin, ve şurupların hazırlandığı mutfak bulunmaktadır (www.hatay.gov.tr, 2016). Sergilenen tıbbi ve aromatik bitkiler; adaçayı, hatmi gülü, civanperçemi, tilki üzümü, meyan kökü, taş nanesi, oğulotu, fesleğen, defne, kantaron, hartlap, karabaş otu, çakşır kökü, böğürtlen kökü, erguvan yaprağı, pelin otu, ebegümeci ve ölmez çiçeği bitkilerden bazılarıdır (www.hatay.gov.tr, 2016). Müze’nin bahçesinde ve terasında bulunan oturma yerlerinde gelen ziyaretçilere bitki çayları ikram edilmektedir. Müzede İl’de doğadan çekilen bitki resimleri sergilenmektedir. Kimi bitki türleri şık cam kavanozlarda sergilenmekte olup, kimi bitki türleri el örgüsünden oluşan sepetlerde sergilenmekte, sağlık üzerine olan etkilerinin ve isimlerinin yazılı olduğu kısa notlarla süslenmiş ve kullanımları hakkında bilgi verilmektedir. Ayrıca bitkilerden elde edilen yağların cam şişeler içinde sergilendiği hülasa bölümünde ise yağların hangi amaçla kullanıldıkları hakkında tanıtım yapılarak bilgi verilmektedir.

Resim.3. T.C. Hatay Valiliği, 2016

Müze tasarımlarında en önemli konu aydınlatmadır. En iyi aydınlatma şekli olarak da doğal aydınlatma gösterilmektedir. Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi tarihi bir evin restorasyonu ile yapıldığından doğal ve yapay aydınlatma bir arada kullanılmaktadır. Sergilenen bitkilerin yenilenebilir olması nedeniyle yapay ışıklandırmanın ortaya çıkarabileceği olumsuzluklar bitkilerin yenileri ile değiştirilmesi yoluyla ortadan kaldırılmaktadır. Müzelerin yer seçimi son derece önemli bir konudur. Müze tarihi Kurtuluş Caddesi içerisinde Antakya evininin restore edilmesi ile kurulmuştur. Kurtuluş Caddesi Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesidir. Tarihi cadde üzerinde birçok turizm cazibesi bulunmaktadır. Hatay’a gelen ziyaretçiler tarafından ziyaret edilmekte ve Hatay’a ziyaretçi getiren seyahat acentalarının tur güzergâhı içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle yer seçiminin çok iyi olduğu söylenebilir. Yapılan mülakatlarda Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nün tüm tanıtım çalışmalarında müzeye yer verdiği, seyahat acentalarına ve turist rehberlerine müze hakkında bilgi verildiği belirtilmektedir. Ancak müzenin tanıtımı ile ilgili yeterli çalışmanın yapılmadığı, tur programlarının içerisine tam olarak girmediği söylenebilir. Bu bağlamda müze ile ilgili bazı eksikliler ise şöyle sıralanabilir. Bilgilendirme tabelalarının yetersiz olduğu, müzeye özel yeterli tanıtımın yapılmadığı, web sitesinin bulunmadığı, sosyal medyada yeterli tanıtım çalışmalarının yapılmadığı, halkla ilişkiler çalışmalarının yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Müzenin bilinirliğinin ve turizm endüstrisine hizmet edebilirliğinin zayıf olduğu görülmektedir. Müzede 4 güvenlik görevlisi ve 4 görevli personel olmak üzere 8 çalışan bulunmaktadır. Çalışanların arasında bir ziraat mühendisi ve birde biyolog bulunmaktadır. Bu personellerin yanı sıra İş-Kur aracılığıyla geçici süreyle çalışan bir personel bulunmaktadır. Müzede cam kavanozlar içerisinde yer alan numaralandırılmış bitkiler tıbbi bitkiler iken numaralandırılmamış olan bitkiler, aromatik bitkiler olarak ayrılmıştır. Müzede çalışan personeller bitkiler hakkında yeterli bilgiye sahiptirler.

Müzede belirli aralıklarla tüm bitkiler yenilenmektedir bozulan bitkiler değiştirilmekte ve yerine yenileri konulmaktadır. Yapılan mülakatlarda bitkilerin yenilenmesi Mustafa Kemal Üniversitesi’nde bu alanda uzman olan Doç. Dr. Ahmet İlçim tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda müzenin dışa bağımlılığı söz konusudur. Kendi yönetim mekanizması içerisinde tedarik sisteminin kurulmadığı söylenebilir. Yapılan görüşmelerde tedarik süreci ile ilgili bir sistemin oluşturulmadığı, bitkilerin değiştirilmesi ve yerine yenilerinin konulması işlerinin ilgili öğretim üyesi tarafından yapıldığı ifade edilmektedir.

Resim.4. T.C. Hatay Valiliği, 2016

Müze görevlileri ile yapılan mülakatlarda, ziyaretçilere bitki çayları ikram edildiği, ikram edilen bitki çayları aktarlardan temin edildiği ve ikram edilen bitki çayları ile ilgili bilgilendirmenin yapıldığı tespit edilmiştir. Ancak ziyaretçilere ikram edilen çayların ortaya çıkarabileceği yan etkiler sorunların oluşmasına neden olabilmektedir. Bilgilendirme yapan personelin misafirlerin sağlık durumları ile ilgili yeterli bilgilerinin bulunmaması veya misafirlerin bilgilendirme sırasında ilgisizliği gibi nedenlerden dolayı, duyarlı ve sağlık problemi olan kişilerde bitki çaylarının ortaya çıkarabileceği yan etkiler önemli bir sorun teşkil edebilmektedir. Müzede ilk açıldığında alınan giriş ücreti daha sonra kaldırılmıştır. Müzenin bir kamu kurumu tarafından kurulup yönetilmesi ekonomik gelir elde etmesini engellediği ifade edilmektedir. Bu bağlamda giriş ücreti ve bitki satışı yapılamamaktadır. Müzeye gelen ziyaretçilerin bitki satın olma taleplerine cevap verilememektedir. Yani bitki satışı müzede veya müze civarında yapılmamaktadır. Bu durum hem ziyaretçi memnuniyetsizliği hem de önemli bir ekonomik girdinin sağlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle müzenin ekonomik sürdürülebilirliği tamamen kamu tarafından sağlanmaktadır. Ayrıca aktarlar ve baharatçılar ile yapılan mülakatlarda müzeyi ve müzede sergilenen bitkileri yeteri düzeyde bilmedikleri tespit edilmiştir. Gelen turistlerin satın alma taleplerinin müze veya aktarlar tarafından karşılanamadığı ve müzenin yerel turizm gelirlerinin artmasına yeteri kadar etkisi ortaya çıkmamaktadır. Yani ekonomik sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için bir sistemin kurulmadığı söylenebilir. Bitkilerin yetiştiği doğal alanlarda yaşayan kırsal nüfusun gelir elde edip etmediği ile ilgili yeterli bulguya ulaşılmıştır. Yani dağ köylüsü olarak ifade edilen ve tıbbi ve aromatik bitki toplayarak geçimlerini sağlayan kırsal nüfusun müzenin kurulmasından ne derece etkilendiği ile ilgili yeterli ve sağlıklı bir veriye ulaşılamamıştır. Çevresel sürdürülebilirlik hususunda müzede sergilenen bitkiler ve yağların doğadan elde edildiği üretimi ve satışı ile ilgili herhangi bir çalışmanın olmadığı tespit edilmiştir.

Türkiye’de alanında ilk ve tek müze olma özelliğine sahip Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi, Türkiye’nin sahip olduğu bitki zenginliği göz önünde bulundurularak, Hatay’ın bitki zenginliğini korunması ve geliştirilmesi, binanın tarihi yapısı ve dizaynı Hatay’ın kültürünü yansıtması açısından, işleyişi ve amacı bakımından diğer illere örnek bir proje durumundadır. Botanik turizmi açısından değerlendirildiğinde müze her bitkiyi dört mevsim görebilme ve ulaşım gibi imkânların kısıtlı olmasından, bitkilerin resimleri ve tanıtımı hakkında iyi tasarlanmış bir kaynak durumundadır. İnsanların tıbbi ve aromatik bitkiler ve kullanım alanları hakkında bilgi edinmek için çok önemli bir görev üstlenmektedir.

Tıbbi bitkilerden çok farklı şekillerde yararlanılır:

  • İlaç sanayisinin önemli ham maddesidir. Tıbbi bitkiler eskiden beri tedavi amaçlı kullanılır. Sentetik ilaçların gelişmesiyle ilaç sanayisinde önemlerini belli ölçüde kaybetmelerine rağmen, birçok ilaç ham maddesi bitkilerden elde edilir.
  • Tıbbi bitkiler eskiden beri halk hekimliğinde kullanılır; halk hekimliğinde kullanılan tıbbi bitki sayısı ilaç sanayisinde kullanılanlardan çok daha fazladır. Özellikle sentetik ilaçların bazıların yan etkilerinin ortaya çıkması, tıbbi bitkilere tekrar dönüşü hızlandırmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki tıbbi her bitki yan etkisiz değildir.
  • Gül, lavanta, yasemin gibi hoş kokulu bazı bitkiler parfümeri ve kozmetik sanayisinde kullanılır.
  • Karabiber, kırmızıbiber, kekik, kimyon gibi bir kısım bitkiler baharat olarak yaygın şekilde kullanılır. Dünyada ve ülkemizde baharat üretimi ve tüketimi tıbbi bitki üretimi ve tüketiminden çok daha fazladır.
  • Maydanoz, roka, tere, dereotu, soğan, sarımsak gibi bazı tıbbi bitkiler gıda olarak kullanılır. Bunların bir kısmı mutfak otları olarak da anılır.
  • Safran, havacıva otu, katırtırnağı, boyacı papatyası vb. pek çok bitki boya bitkisi olarak kullanılır.
  • Aynısefa, lavanta, yasemin vb. pek çok bitki süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Gül, zambak gibi bitkiler kesme çiçek siklamen ve fesleğen saksılı bitki olarak çok önemlidir.
  • Çay, kahve, anason, şerbetçi otu, haşhaş, kenevir gibi bazı bitkiler keyif verici ve uyuşturucu olarak kullanılır.
  • Özellikle Solanaceae familyasına dahildatura, atropa, adamotu gibi bitkiler ile diğer bazı bitkiler büyücülükte kullanılır.
  • Kekik, pire otu, tespih ağacı vb. pek çok bitkinin preparatları başta organik tarım olmak üzere tarımsal üretimde hastalık ve zararlılarla mücadelede kullanılır.
  • Zamklı, müsilajlı bitkiler dokuma, gıda, kâğıt ve benzeri sanayi kollarında kullanılır;
  • Reçineli maddeler kâğıt, cila vb. sanayisinde kullanılır.
  • Kokulu ve tıbbi bitkilerden nektar ve çiçek tozu bol olan bitkilerden arıcılıkta faydalanır.

 HATAY TIBBİ VE AROMATİK BİTKİLER ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ / 6-7 EKİM 2015

  • TAB işleyen mikro ölçekli işletmelerin standart ürün üretimine yönelik mamül ürün analizlerinin desteklenmesi için planlamalar yapılması.
  • Küçük ve orta ölçekli TAB işletmelerinin kurumsallaştırılması ve markalaşmaya gitmelerinin sağlanması
  • Sektörün turizm ile entegrasyonunun sağlanması,
  • Sektör ile ilgilenen yerel çiftçilerin grup çalışma teknikleri ile moderasyonlarının artırılması,
  • Sektörel kümelenme ve ihtisaslaşmanın geliştirilmesi,
  • Toplayıcı pazarları ve yetiştiricilik pazarları ayrımının yapılması,
  • Tıbbi ve aromatik bitkiler (TAB) tanıtım grubunun oluşturulması,
  • Ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin kullanılarak gerek doğadan toplama, gerekse yetiştiricilikten elde edilen ürünlerin katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesi, ham madde olarak ihracat yerine, mamul madde olarak ihracata öncelik verilmesi,
  • Tıbbi ve aromatik bitkilerde etkin bir kayıt ve izlenebilirlik sisteminin etkinleştirilmesi, mevcut kayıt sistemlerinde entegrasyonun sağlanması,
  • Doğadan toplamada, sürdürülebilirliği sağlamak ve pazarın istediği kalitede ürünü arz edebilmek için sistemin kontrolünde etkinliğin artırılması, toplayıcılara yönelik eğitim çalışmaları yürütülmesi, toplamanın kayıtlı ve izinli kişilerce yapılması, toplayıcılığın bir meslek haline getirilerek gerekirse bu alanda Mesleki Yeterlilik Kurumu ve İş-Kur ile işbirliği içerisinde eğitim ve belgelendirme çalışmalarının yapılması,
  • Tıbbi ve aromatik bitkilere yönelik bazı ürünler bazındaki standartların, sektör ihtiyaçları doğrultusunda küresel vizyonla gözden geçirilmesi, ürünlerin uluslararası standartlarda sertifikasyonu,
  • Sektörün sürdürülebilirliğini sağlamak, ayrıca pazarda ilave katma değer oluşturmak üzere ekolojik (organik) sertifikasyonların, iyi tarım, iyi üretim ve iyi pazarlama uygulamalarının yaygınlaştırılması,

Tıbbi bitkiler günümüzde ilaç, kozmetik, gıda ve tarım için önem taşıyan ve bir ülkenin sahip olabileceği önemli avantajlar arasında yer almaktadır. Tıbbi bitkiler ilaç hammaddelerinin elde edildiği önemli bitkilerdir. Bugün bitkisel drog ticareti çok geniş bir ekonomik hacim kazanmıştır.

Aromatik bitkiler uçucu yağ bakımından zengin olup Akdeniz bölgesi için karakteristiktir. Tıbbi önemi olan Thymbraspicata (Zahter, Karabaşkekik) bu grup içinde yer alır. Yine Akdeniz bölgesinde yaygın olan Laurusnobilis (Defne) ülkemizin ihraç ürünüdür. Köklerinden elde edilen meyan balı bir ihraç ürünü olan Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) yerli bir tıbbi bitkidir [6]. Capparisspinosa (Kebere) ise üzerinde hiç durulmayan, kimi yerlerde halk ilacı olarak ya da bazı yörelerde sınırlı miktarlarda turşu yapılıp kullanılan yabani bir bitkiydi. Bu arada birkaç büyük şehirde belli bir kesimin, az miktarda ithalatla, işlenmiş ürün talep ettiği bilinmekteydi. 1980’lerin sonlarından itibaren, Avrupa’da yeniden keşfedilen ve daha fazla kullanılmaya başlanan işlenmiş tomurcuklar, Türkiye’nin değerli ve önemli bir ihraç malı haline geldi [1]. Tıbbi ve kokulu bitkiler Türkiye’nin hemen hemen bütün bölgelerinde doğal olarak yetişmekle birlikte daha çok Ege ve Akdeniz bölgesinde yoğunlaşmıştır. Özellikle Akdeniz bölgesinde bir kısmı Hatay ili sınırları içersinde olan Amanos dağları gerek yoğunluk, gerekse endemizim açısından ayrı bir öneme haizdir [4].

Hatay’ın zengin tıbbi bitkiler florası içinde yer alan ve gerek tıbbi ve gerekse ekonomik öneme sahip olan Thymbraspicata (Zahter, Karabaşkekik), Laurusnobilis(Defne), Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere)’nın bölgedeki yayılışları, önemleri ve kullanımları;

Thymbraspicata (Zahter, Karabaşkekik), Laurusnobilis (Defne), Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere)’nin Bitkisel Özellikleri ve Hatay’daki Yayılışları

Zahter (Thymbraspicata), 10-40 cm boyunda olan küçük çalılardır. Çiçekli gövdeler yükselici veya dik, basit, bazen de çok dallı olmaktadır. Çiçekli sürgünlerin yaprakları basit tam kenarlı, doğrusaldır. Korolla mor veya pembe renkte ve guddelidir. Hatay’da Altınözü [9], Belen ilçeleri [4] ve Narlıca’da [11] yayılış gösterir.

Lauraceae familyasından olan Defne (Laurusnobilis L.), 3-10 m boylanan sarı çiçekli, iki evcikli, her dem yeşil olan orman ağacı veya ağaççığıdır. Bazı kaynaklarda çok uygun şartlarda 15-20 metreye kadar boylanabildiği ifade edilmektedir. Erkek çiçekler görünüş itibariyle daha koyu sarı, daha bol ve küme halinde, dişi çiçekler ise açık yeşile kaçan sarı renkte, dal üzerinde daha seyrek görünümdedir. Defnede erkek ve dişi çiçekler ayrı ayrı ağaçlarda, yani dioiktir. Yaprakları dar eliptik bir yapıda 5-10 cm uzunlukta, 2-3 cm genişlikte, basit derimsi kenarları dalgalı ve kısa saplıdır, her iki uca doğru sivrilmektedir. Üst yüzü parlak koyu yeşildir. Bir tespih tanesi büyüklüğünde ve yumurta biçiminde olan üzümsü meyveleri önceleri yeşil, olgunlaşınca koyu siyah renktedir [2]. Hatay florasında Harbiye [4] ve Amanos dağları [9]’nda yayılış göstermektedir.

Meyan kökü, Leguminosea familyasından, yüksekliği bazen 1 m’ye ulaşsa da genel olarak 30-60 cm boylanan, 5-9 yaprakçıktan oluşan bileşik tüysü yapraklı bir bitkidir. Kışın yaprağını döker. Yaprak koltuklarında 5-15 cm uzunluğunda mavimsi mor renkli çiçek kümeleri oluşturur. HaziranTemmuz aylarında çiçek açar. Badıç olarak adlandırılan meyveleri 7-10 cm uzunlukta, yassı ve üzeri çıplaktır. Kökleri 0.5-2.5 cm çapında, 15-50 cm uzunlukta, silindirik çubuklar halindedir [8]. Hatay florasında Kırıkhan ilçesinde [4] ve Amik ovasında yayılış gösterir [9]. Genel olarak Capparis bitkileri derin ve kalın kazık köklü, 50-100 cm yüksekliğinde, odunsu gövdeli ve çok sayıda dallı, büyük ve basit yapraklı, çoğunlukla dikenli ve tüylü, büyük ve gösterişli, beyaz-pembe çiçekli ve çok tohum içeren üzümsü, etli, yumurtamsı, kapsül meyveli, yarı odunsu çok yıllık çalılardır [1]. Hatay’da Amik ovasında [9] ve Altınözü ilçesinde [4] yayılış gösterir.

Thymbraspicata (Zahter, Karabaşkekik), Laurusnobilis (Defne),Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere)’nın Ekonomik Önemleri

Zahter (Thymbraspicata) Hatay ili sınırları içerisinde doğadan toplanarak ve kültürü yapılarak değerlendirilen ve ticareti yapılan bir bitkidir. Semt pazarlarında, manavlarda ve tablacılarda Mart-Mayıs aylarında yaklaşık 15 TL/kg’dan satışı yapılmaktadır. Laurusnobilis (Defne), Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere) ülkemizin dış satımını yaptığı başlıca tıbbi ve aromatik bitkiler arasında yer alır.

Laurusnobilis (Defne), Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere) ülkemizin dış satımını yaptığı başlıca tıbbi ve aromatik bitkiler arasında yer alır.

Defne, kebere ve meyan kökü Hatay ili sınırları içerisinde büyük oranda doğadan toplanarak tüketilen ve ticareti yapılan bitkilerdir. Defnenin 2014 yılı verilerine göre Defne ilçesinde 1 da, merkezde 22 da, Samandağ ilçesinde 64 da ve Yayladağı ilçesinde 39 da alanda tarımı yapıldığı görülmektedir. Bunun yanı sıra, yine 2014 verilerine göre 445.830 kg defne yaprağı ve 27.216 kg meyan kökünün Hatay ilinden ihraç edilen tıbbi ve aromatik bitkiler arasında yer aldığı görülmektedir [3].

Thymbraspicata (Zahter, Karabaşkekik), Laurusnobilis (Defne), Glycyrrhizaglabra (Meyan kökü) ve Capparisspinosa (Kebere)’nin Kullanımları

ThymbraspicataHatay mutfağında baharat olarak çok sayıda yemeğin içinde, sürk (çökelek, kırmızı biber ve zahter karışımından yapılan ürün), katıklı ekmek (lahmacun şeklinde olup üzerinde çökelek, kırmızı pul biber, susam ve zahter karışımı içerir) yapımında kullanılmakla [11] beraber en çok zahter salatası şeklinde tüketimi yaygındır. Zahter salatası direkt yeşil zahterden hazırlanabildiği gibi, yeterince tuz ve zeytinyağı ile kavanoz içinde, buzdolabında salamura edilen kıyılmış zahter ile de hazırlanabilmektedir. Zahter salatası; zahter, yeşil soğan, domates, pul biber, zeytinyağı, nar ekşisi ve tuz kullanılarak hazırlanan ve yörede yaygın olarak tüketilen bir salata türüdür. Hatay bölgesinde defnenin (Laurusnobilis) tohumlarından elde edilen sabit yağ ile imal edilen geleneksel Hatay defne sabunları defnenin en çok kullanıldığı alan olurken, defne yaprağının ve yapraklarından elde edilen uçucu yağın kozmetik, gıda vs. gibi değişik alanlarda kullanımları da günden güne artmaktadır. Meyan kökü (Glycyrrhizaglabra) Antakya’da ‘piyam’ olarak bilinen, meyan bitkisinin köklerinin su ile karıştırılması sonucu elde edilen ve serinletici bir hülasa olan ‘meyan şerbeti’ şeklinde tüketilir. Eldesi için taze kökler su ile yıkanarak iyice temizlenir. Temizlenmiş kökler güneş altında kurutulur. Kurutulmuş kökler kabuğuyla beraber sert bir zemin üzerinde dövülerek lif haline getirilir. Lif bir miktar karbonat ile yoğrulur. Koku vermek için bir miktar tarçın tozu ilave edildikten sonra derin bir tekneye doldurulur. Mayalanması için üzerine su konur. Teknenin dibindeki delikten alınan su tekrar lifin üzerine dökülerek devamlı bir tüketme yapılır. Böylece kök usaresinin suya geçmesi sağlanır. Sulu kısım istenilen renk ve tadı alınca süzülerek satışa sunulur. Meyan şerbeti esmer renkli, tatlı ve lezzetli bir sıvıdır. Buz ile soğutulduktan sonra içilir. Göğüs yumuşatıcı etkisi vardır [8]. İdrar söktürücü, kabız yapıcı ve kuvvet verici [5] etkilere sahip olan kebere (Capparisspinosa)’nin Türkiye’de henüz tüketimi yaygın değildir. Ancak bir gıda, garnitür bitkisidir. Bezelyenin girdiği her alanda, soslarda, pizzalarda, salata ve mezelerde kullanılır. Ayrıca tıp ve kozmetik alanında da kullanılan kebere, içerdiği E vitamini ile vitamin deposu olarak tanımlanmaktadır [10].

TIBBİ AROMATİK BİTKİLERDE PAZARLAMA STRATEJİLERİ ÖNERİLERİ

  • Ülkemizde kültürü yapılan bitkilere prim veriliyor. Üretimi yapılan tıbbi aromatik bitkilerin diğer kültür bitkilerini etkilemeyecek kıraç alanlarda, daha çok susuz tarım ile yapılması ve hem üreticilerimizin desteklenmesi hem de ülkemizin milli çıkarları açısından önem arz ettiği için kültürü yapılan tıbbi aromatik bitkilere de prim verilmesi,
  • Doğadan ormanlardan toplanan tıbbi &aromatik bitkilerde bazı kesintiler mevcut. Bu nedenle doğadan toplanan ürünlerde tam kayıt maalesef bulunmamaktadır. Bunun birçoğu kayıt dışı kalmaktadır. Ormanlık alandan, kayalık zeminden ve yamaçlar gibi zor ve zahmetli yerlerden toplanan bu ürünlerin kayıt altına alınabilmesi için bu ürünlere de prim verilmesi,
  • Ülkemiz ürünlerinin dış satımını arttırmak için ürün kalitesinin arttırılması,
  • Ülkemiz ürünlerinin belalısı olan taklit ve harmanlama, karıştırma, kayıt dışılık (Tağşiş) sorununun çözümü için çalışılması,
  • Hasat sonrası işlemlerde ve özellikle kurutma ve depolamada daha dikkatli olunması,
  • Hammadde tedarikçiliğinden vazgeçip mamul ya da yarı mamul üretip onu satar pozisyona gelinmesi. Türkiye’ye özgü birçok bitki yurt dışına ham madde olarak ithal edilip başka ülkelerde işlenerek dünyaya dağıtılıyor. Paketli Pazar olarak yurt dışında varlık göstermemiz gereklidir.
  • Değişen ve gelişen dünyada insanların beklentilerini iyi etüt ederek yeni ürünlerin ve yeni pazarların bulunması,
  • Tıbbi aromatik bitki ticaretinde önemli ülkeler incelenerek etütlerinin yapılması
  • Özellikle son dönemlerde popülaritesi her geçen gün artan bitkisel çay pazarında daha aktif rol alınması,
  • Dünya fiyatları iyi etüt edilerek fiyat politikalarımızın belirlenmesi.
  • Gelişen dünyanın artık vaz geçilmezi olan sanal dünyanın reklam aracı olarak etkin ve aktif kullanması.
  • Uluslararası fuarların aktif şekilde kullanılması.
  • Özellikle ürün tescilleri için ülkemizdeki resmi işlemlerin hızlandırılması.
  • Ürünlerin hikayelerinin yaratılması ve efsaneleştirilmesi.
  • Hem üreticilere hem de işletmelere ürün ve sektör ile ilgili eğitimlerin devamlı verilmesi.
  • Ürünlere dayalı yeni alanların, sektörleri yaratılması. (aroma terapi, vinoterapi, apiterapi, güzellik merkezleri, masaj merkezleri, kozmetik, sağlıklı yaşam ve yaşlanmayı geciktirici merkezler, dağal rehabilitasyon merkezleri, su terapi merkezleri gibi sektörüler…)

 

SONUÇ

Hatay ve çevresi, iklimi, coğrafi özellikleri ve insan dokusuyla ayrı bir hazinedir. Dağ, ova, ırmak, deniz ekseninde oluşan rüzgarlar iklim koşulları ve doğal sirkülasyon, Hatay’ı bu alemde ayrı bir heyecan ve maceraya çekmektedir.

Etkinlikler