23 April - 29 October 2021

Local Arts

Coppersmith

Since the age of Copper, where mankind started to process copper ore, it is the profession that has survived to the present day. All civilizations have left traces of copper in Hatay since the copper age. Hatay coppersmith holds a distinctive place with its unique motif, craftsmanship and labour. A separate Arasta Street, known as the coppersmith’s bazaar, is still located in the long bazaar in Antakya.

Copper pots, which add a distinct flavour to the dishes, replaced with aluminium steel nowadays, but it cannot compensate the copper. Aşur (Hirise), which has an important place in Hatay Gastronomy, cannot get the consistency without being beaten in sizable copper pot. Once upon a time, the copper pots were sold with the seal of the masters and the names were engraved on their backs in order to not to be confused by the owners.

Nowadays, there are still craftsmen who continue this profession in coppersmith’s bazaar in Hatay. They do not only produce special pots and pans for the region, but also sell souvenirs. For example, they sell special pots and pans for Öcce (hash browns), Sarma (stuffed vine leaves), Dolma (farci), Künefe, and other items such as pitcher and tray and this attracts new generations. In addition, a museum of copper goods was opened to visit in the traditional Antakya house, which was recently renovated by the Hatay Chamber of Commerce.

Tinsmith

Tinsmith is also a very old profession. It is salt ammoniac tinning the old, worn out and abraded pots and pans.

Tinsmith is considerably reduced with the use of steel, teflon, enamel and aluminium products. Thanks to those who still use copper pots and trays and appreciate these items, this profession is carried out by some masters. Copper mines in Hatay have been processed since ancient times. Tinsmith has also been maintained. Today, there are few masters in the districts who continue this profession. Tin is an expensive metal and tinsmith is difficult. There are three basic rules. Tempering, cleaning and tinning the pots and pans. Tin is the antidote to copper’s poison. Giving hygiene to copper is to add flavour to the dishes made in it.

Packsaddle

Packsaddle is a device that designed to be secured on the back of a horse, donkey and mule so it can carry heavy loads. ‘Semerci’ is called to the master of this device who makes and sells them. In order not to damage the animal’s back, packsaddles made on the tree skeleton and felt by wrapping grass weed. It is a very painstaking craft.

An unbalanced packsaddle causes injury to the back of the animal.

The name of the packsaddle varies from region to region (for example: Peki, Palan, Kürtün). The main part of the packsaddle, which is located between the back of the animal and the wooden skeleton, is called mould.

The wooden part surrounding the mould is called ‘skeleton’. The skeleton consists of two main parts, the front and rear bezels.

Ön ve arka kaş üzerinde uçları içi kıvrık bir şekilde yontulmuş ağaç parçalarına “parmak”; yine ön ve arka kaşı birbirine bağlayan tahtalara ise “yan tahtalar” veya “kaburgalar” adı verilir. Bunlar sağda ve solda üçer adet olmak üzere altı tanedir. Balık ve kocacıklar odun, küfe, çuval vs. sarmak için urganın bağlandığı yerlerdir.

KİLİMCİLİK – ABACILIK

Tarihi çok eski göçebe kültürlerine kadar giden, İlimizde de geleneksel yöntemlerle yüzyıllarca yıldır devam eden Kilimcilik ve Abacılık günümüzde çok az ustanın gayretleriyle sürdürülebilmektedir. Yayladağı Aba Güreşlerinde giyilen Aba, tamamen yöremize has renk ve motifler taşımaktadır.

Her renk her desen ve figür ayrı anlamlar içermektedir. İpliklerin elde edilmesi yakın zamana kadar kök boyalarla temin edilebilirken günümüzde bu boyaların yerini endüstriyel kumaş boyaları ile hazırlanan iplikler almıştır.

Antakya Kilimlerinin ve Abalarının geleneksel yöntemlerle çalışan son nesil ustaları büyük zorluklarla, maliyetlerle mesleklerini sürdürmeye gayret göstermektedirler.

Genelde sipariş üzerine Aba,Kilim,İpek Şal,İpek Fular dokuyabilen mesleğin son temsilcilerinden Geleneksel Antakya Kilimcisi, Abacısı Abdullah Akar; Aba güreşi müsabakaları için Aba dokuduğunu, İpek tezgâhında siparişe göre şal ve fular dokuduğunu antika dede, babatezgâhlarını gözü gibi koruduğunu söylemektedir.

Bu Ustamız Hatay’ın Anavatana katılışının 75.yılında 75 günde 75 metre geleneksel Antakya kilimi dokuyarak Guinness Rekorlar kitabına geçmiştir.

Bunun yanında Geleneksel Hatay abasından sipariş üzere 72 ülkeye ihracatı yapılmıştır.

ÇIKRIKÇILIK

Çıkrıkçılığın Türkçedeki sözlük anlamı, iplik bükmek, iplik sarmak gibi işlerde kullanılan el veya ayakla çevrilen silindir dolaptır. Yapılan araştırmalara göre Hatay’da bu mesleğin en azından birkaç yüzyıldır sürdürüldüğü bilinmektedir. Antakya merkezinde Uzun çarşının Kunduracılar girişi halen çıkrıkçılar sokak olarak bilinir. Yakın zamana kadar aynı alanda en az altı veya yedi dükkânla faaliyet gösteren çıkrıkçılar günümüzde hem bir iki dükkâna düşmüş durumda hem de daha çok hediyelik ürün tasarlayıp işlemeye başlamışlardır. İnsanların evlerinde ve günlük hayatında kullandıkları basit ama gerekli birçok ürün yıllarca çıkrıkçılar tarafından el emeği göz nuru olarak yapılmıştır. Hatay günlük yaşamında önemli yer tutan bu eşyalara örnek olarak Tahta yer masası, Kap kap ( takunya ) et tahtası, iskemle, ölbe ( buğday kabı ) yaba ( tahta tokmak et dövmek için ) tahta masa, yayık, tahta kaşık, karabasan tahtası, fırfır ( topaç ) sayılabilir. Hatta Hatay gastronomisi için halen önemli yer tutmaktadırlar. Çünkü oyması çok zor olan Keşşir ancak çıkrıkçıların tezgâhında oyulabilmekte ve Keşşir dolması sofralara gelebilmektedir. Meşhur kömbe hiç kömbe kalıbı olmadan yapılıp fırına gönderilir mi? . Çıkrıkçı ustaları ihtiyaca göre yaratıcılıklarını kullanarak günlük hayata dokunuşlarda bulunmaya devam etmektedirler.

Genelde sipariş üzerine Aba,Kilim,İpek Şal,İpek Fular dokuyabilen mesleğin son temsilcilerinden Geleneksel Antakya Kilimcisi, Abacısı Abdullah Akar; Aba güreşi müsabakaları için Aba dokuduğunu, İpek tezgâhında siparişe göre şal ve fular dokuduğunu antika dede, babatezgâhlarını gözü gibi koruduğunu söylemektedir.

Bu Ustamız Hatay’ın Anavatana katılışının 75.yılında 75 günde 75 metre geleneksel Antakya kilimi dokuyarak Guinness Rekorlar kitabına geçmiştir.

Bunun yanında Geleneksel Hatay abasından sipariş üzere 72 ülkeye ihracatı yapılmıştır.

KÖŞKERLİK

Türklerin Orta Asya’dan beridir ata mesleklerinden olan Debbağlık gibi Köşkerlik te kadim geçmişi olan bir meslektir.

Köşker; kelime anlamı itibariyle deri ile mamul yapan, deriyi şekillendirerek kalıplayan anlamına gelir. Deri çizme, yemeni, mest, sandalet ve bunların tamiri köşkerliktir.

Hatay el zanaatları içerisinde çok değerli bir yere sahiptir. Günümüzde çok az ustası hayattadır. Debbağlığın suni deriye yenilmesi gibi Köşkerlikte fabrikasyon ayakkabıcılığa yerini devredip unutulmaya yüz tutmuş Anadolu Ata meslekleri içerisindeki yerini almıştır. Yakın bir zamana dek Köşkerler çarşısı olarak anılan çarşıda birçok köşker zanaatlarını büyük bir hünerle yaparlarken önce Kundura ardından fabrikasyon ayakkabı üretiminin yaygınlaşarak piyasaya hakim olması sonucu gerilemiş birkaç yaşayan ustasının ölmesi sonucu bitme noktasına gelmiştir. Alın teri göz nuru ile işlenen yemeni, edik ve mestlerin de günümüzde alıcısı da oldukça azaldığından, hediyelik ve hatıra eşya gibi görülmeye başlanmıştır. Binlerce yıllık geçmişi olan ve Osmanlı döneminde kendi Loncaları olan Köşkerlerin son temsilcileri bu mesleğin en azından birkaç kalfa yetiştirilerek ileriki nesillere tanıtılmasını istemektedirler. Yumuşak kuzu derisinden işlenen ayakları kış günlerinde ve yağmurlu havalarda sıcacık tutan Mest, özellikle siparişle yapılan ve emek isteyen bir ürün olmuştur. Hatay’a has bir ürün olan Mest günümüzde pek yapılamamaktadır. Çünkü işlenmiş kuzu derisi bulmak imkânsız gibidir. Expo 2021 Hatay kapsamında Expo alanında oluşturulması plana alınmış olan Sanat Köyünde Hatay Zanaat kolları ile birlikte yaşayan Köşker ustaları ile bu zanaat dalının tanıtılıp yaşatılması projelendirlmektedir.